28 Haziran 2012 Perşembe

Bab-ı Adi


Üstüme söverek gel, bayılırım; fakat sövmen bir fikir öfkesine, bir düşünce sinirine bağlı olsun...
Böyle gelebiliyor musun?
Sen, yalnız kendine oyuncak edindiğin mukavva Dünya içinde sahte gerçekler imal edip bunları insanlara yutturmaktan anlıyorsun!
Güvenle gel, biterim; öyle ki, hiçbir desteğin olmasa da güvenindeki heybet bana yeter?
Böyle gelebiliyor musun?
Sen yalnız, arslanın iki ayağı arasına sığınıp, faaliyetine engel gördüğü kediyi rapor eden sıçana benziyorsun!
Fikrin yok, hakikatin yok, bilgin yok, ihlâsın yok, güvenin yok; ve düşün, bunlardan tek tek pay almış olarak ne çapta ahlâkın yok!..
Böyle olunca, işte böyle perişan olur; ve kalemini vücudunda en uygun kılıfa sokup, suspus, oturursun!
Darısı Bâbıâli yokuşundan inip çıkarken bâb-ı âdi kulübesi sakinlerine mahsus bir eda takınanlara...

27 Haziran 2012 Çarşamba

Ah Ulan.

Yalnızlık var lan bu Dünyada. İnsanın hem en iyi dostu, hem en berbat düşmanı. Günümüz koşullarında yalnızlık kadar iyi, yalnızlığının farkına varmak kadar kötü bir şey olabilir mi? Misal, kalabalık bir caddede yürüyorsunuz tek başınıza ve yalnızlığınızın farkında değilsiniz. Kollarınız 5 karış açık böyle yanda sallanıyor, suratınızda dandik bir gülümseme gelene geçene bakıyorsunuz. İçinizde hiç bir yük yok, derdiniz yok, dert olabilecek kimseniz yok. Tek isteğiniz etrafınızdaki kuru kalabalıktan kurtulmak. Belki boş bir parka gidip bir kaç birayla ağzınızı ıslatacaksınız. Belki bir sahil kenarında martılara ekmek atacaksınız... Ama her ne olursa olsun mutlusun işte o an! Bir de bunun tersini düşünelim... Kalabalık bir caddede yalnız başınıza yürüyorsunuz ve yalnız olduğunuzun farkındasınız. Kollarınız hareketsiz, dudaklarınız aşağıya doğru basık bir somurtma halinde. Gelen geçene bakarken, içlerinde tanıdık var mı diye boş bir umut besliyorsunuz. İçinizde koskoca bir yük, koskoca bir dert, derdinizin nedeni koskoca bir 'Hiç'. Tek isteğin etrafındaki kuru kalabalığın arasına girebilmek. Kalabalık bir mekanda arkadaş ortamında bir 'su' içmeye bile razısınız. Bir vapurun arka tarafında kaçamak sigara içebilmek, yanınızda fotoğrafınızı çekebilecek bir kaç dostla beraber olması tek isteğiniz... Mutsuzsunuz... Geç olmadan farkına varmak en iyisidir, fakat farkına vardıktan sonra bir şey yapmak lazım... Kuşlar ne güzel ötüyor öyle...